Hunzakutların uzun yaşam sırrı kayısı çekirdeği mi?

237/373
Hunzakutların uzun yaşam sırrı kayısı çekirdeği mi?

“Pakistan`a komşu küçük bir prenslik olan Hunzakut`ta şimdiye kadar hiç kanser olayına rastlanmadı. Hanzakut`un özelliği temel besinleri kayısı ve kayısı çekirdeği” türünden internet paylaşımlarıyla sık sık karşılaşıyoruz. Zaman zaman yeni eklemeler yapılan şekil değiştirerek karşımıza çıkan bu iddiaların ana fikri kayısı çekirdeğinde bulunduğu iddia edilen B17 adlı ‘gizli’ vitaminin kanseri önlediği ve yaşamı uzattığı. Buna dayanak da Pakistan’ın kuzeyinde yaşayan Hunzakut toplumununda hiç kanser görülmeyişi ve bu insanların 100 yılın üzerinde yaşıyor olmaları. (BTDG)

Bu iddiaların kaynağı internetten daha eski, 1955 yılına dayanıyor. J.I. Rodale isimli sağlıklı yaşam meraklısı bir yazar 1955’te yazdığı ‘Sağlıklı Hunzalar’ (The Healthy Hunzas) isimli kitapta Hunzaların arasında yüzyaşını aşmış pek çok insanın olduğunu ve bunun sebebinin de kayısı, badem gibi sağlıklı organik yiyeceklerle beslenmelerinin, temiz havada yaşayıp bol egzersiz yapmaları olduğunu belirtti. Çıkardığı dergilerde de Hunzalardan sağlıklı yaşama örnek olarak sık sık bahsederek, ABD’de bir algı oluşturdu.
Rodale 1971 yılında 72 yaşında kalp krizinden öldüğünde ABD dışına hiç seyahat etmemişti. Rodale’in Hunzalar hakkında anlattığı şeyler Sir Robert McGarrison isimli bir İngilizin 1921 yılında ABD ziyareti sırasında Pakistan’a yaptığı seyahatlerle ilgili bir konuşmasında duyduklarından ibaretti.

Rodale’in aksine 1956 yılında bölgeye gitmiş ve Hunzalar arasında bizzat 20 ay yaşamış Dr. John Clark ‘Hunza – Himalayaların kayıp krallığı’ isimli kitabında şunları anlatıyor:

“Üzülerek ifade etmeliyim ki benim tecrübelerim bazı gezginlerin izlenimleri ile çelişiyor. Hunza’ya yaptığım ilk seyahat sırasında onların yanlış fikirlerinin hepsini özümsemiştim: Sağlıklı Hunzalar, Demokratik Mahkeme, Hiç fakirin olmadığı ülke, ve benzerleri, sadece Hunzalar arasında yaşamam asıl gerçeği gözümün önüne serdi”

Dr.Clark kitabında Hunzaların iddiaların aksine pek de sağlıklı olmadıklarını yazıyor. Hunzaların çoğunun sıtma, dizanteri, barsak kurtları, bakteri enfeksiyonları yüzünden gözde oluşan trahom gibi basit ve kolay tedavi edilebilecek hastalıklara sahip olduklarını belirtiyor. Dr.Clark ilk iki Hunza seyahati sırasında 5,684 hastayı tedavi etti.

Dr.Clark uzun yaşam iddialarına dair şunları aktarıyor. Hunzalar insanın yaşını bizdekine benzer bir takvimle tutmuyor (çünkü belli bir takvim ve zaman kaydı yok), onlar insanların bilgeliğine göre insanların yaşını belirliyorlar. Yani bir insan yaşını başını almış ve çok bilge ise o kişinin yüz yirmi yaşın üstünde olduğunu düşünüyorlar, çünkü yaşı belirleyecek herhangi bir kayıt veya araçları yok. Bu da ülkemizin kırsal kesiminde benzerlerine rastladığımız olaylardan. Herhangi bir takvim, doğum kaydı olmadığından, insanların doğum zamanlarını şavaşlar gibi hasat zamanı gibi başka olaylara göre belirlemeleri, daha yaşlı insanın olmaması insanların görmüş geçirmiş insanları olduğundan daha yaşlı olarak düşünmeleri gibi.

İddiaların aksine Hunzalar arasında bir istatistik yapan Dr.Clark, ölüm oranının Batı toplumlarına göre çok yüksek olduğunu gördü. Konuştuğu 12-16 yaş arası çocukların hepsi ya annesini, ya babasını, ya da 1-2 kardeşini kaybetmişti. Ölüm sebeplerini araştıracak hiçbir imkan olmadığı için bunların kanserden mi başka hastalıktan mı öldüklerini tespiti zor. Hunzalarda kanserden ölen olmadığı doğru bir iddia olabilir, çünkü kanseri bırakın herhangi basit bir hastalığı teşhis edecek, bunu tedavi edecek imkanlara sahip değiller.

Uzun yaşama iddialarını doğrulamak isteyen Clark, 145 yaşına kadar yaşayan bir insanın ortalama 8 nesli bir arada görebileceğini düşündü. Ancak tipik bir Hunza ailesi, anne, baba, torun, büyükbaba, büyükanneden oluşuyordu. Bu da normal sayılabilecek bir yaşam süresinin işareti.

Sonuç olarak Hunzalar hakkında uzun yaşama, sağlıklı yaşama iddiaları Hunzaları hiç görmemiş oraya hiç seyahat etmemiş biri tarafından 30 yıl kadar öncesindeki duyumlara dayanılarak yazılmış 1955 tarihli spekülatif bir kitaba dayanıyor. (BTDG)

Hunzalar, ulaşımı zor olan kırsal bir bölgede her türlü imkandan yoksun olarak yaşamaktalar. Kanseri teşhis edecek bir sağlık sistemine ve araçlara sahip değiller. Ölüm oranları yüksek, ölüm sebepleri basit ilaçlarla tedavi edilebilecek dizanteri, tüberkiloz gibi mikrobik enfeksiyonlar.

Bilgilerin eskiliğini Hunza prensliği tabirinden tespit etmek mümkün. Çünkü Hunza prensliği 1974 yılında sona erdi, toprakları Pakistan’a katıldı.

Hazırlayan: Nihat Karaoğlu
KAYNAKLAR:
– Rodale, J. I. (1955) The Healthy Hunzas
– Clark, John (1956). Hunza – Lost Kingdom of the Himalayas. New York: Funk & Wagnalls. OCLC 536892.

Arkadaşkarınla paylaş:

MENU