Himalaya Tuzu mucize mi?

50/169
Himalaya Tuzu mucize mi?

Himalaya tuzu bundan 10 yıl kadar önce tüm dünyada piyasaya cıkmış Pakistan kaynaklı kaya tuzlarına verilen ticari isimdir. Ulkemiz de dahil dünyanin heryerinde bol miktarda bulunan kaya tuzları, genellikle kristal halde rastlanan sodyum klorürden (sofra tuzu) oluşur. Ancak dogada bulunduklari haliyle rafine olmadıkları için içlerinde bazı yabancı minarelleri de barındırırlar. Bu yabanci minareller tuz rafinerilerinde kristal tuzdan ayristirilarak atilir ve geriye saf rafine sofra tuzu kalir. Kaya tuzundan ayristirilan diger mineraller atik olarak degerlendirilir.

İddialara göre Himalaya tuzu adı altında satılan tuzlar kristal halde bulunan Himalaya daglarindan gelen kaya tuzunun öğütülmesinden elde edilmiştir ve içinde sağlığa faydalı olduğu iddia edilen başka mineralleride içerir. Yani rafine edilmemiş, doğada bulundugu halde alınıp ögütulup toz haline getirilmis kaya tuzudur.

Himalaya tuzu adı verilen tuz aslinda Himalaya dağlarından degil Pakistan’da bulunan Khewra Tuz Madenlerinden çıkarılmaktadir. Burası Himalaya dağlarına 300 km uzaklıkta bulunur ve dünyanın en büyük ikinci tuz madenidir.

Almanya’da Kimyasal Analiz

2003 yılında Alman tüketici koruma ajansı “Bayerisches Landesamt für Gesundheit und Lebensmittelsicherheit” Almanya’da Himalaya tuzu adı ile satılan 15 farklı tuzu incelemis ve icinde genellikle eser miktarda bulunan toplam 10 kadar yabanci mineral tespit etmişlerdir. Incelenen tuzun %98lik kismi bildigimiz sofra tuzu olan sodyum klorurden olusmaktadir. Ajans bu tuzun da saticilarin iddia ettiklerin aksine piyasada bulunan tum diger sofra tuzlari ile ayni ozelliklere sahip oldugunu ve her tuz gibi yuksek tansiyon gibi etkilerinin oldugunu belirterek ve tuketicileri dikkatli olmalari konusunda uyarmistir.

Yine Almanya’da devlet televizyonu ZDF tarafindan 2006 yilinda ZDF-Magazin adli programda bu konu ele alinmis ve temin edilen Himalaya tuzlari Almanyanin saygin universitelerinden Clausthal Teknik Universitesi laboratuarlarinda inceletilmistir.

Incelemeye gore Himalaya tuzunun %97 gibi bir kismi bildigimiz sofra tuzundan olusmaktadir. Tuzun %2ye varan kismi ise dogada cok bulunan kirecten olusmaktadir. Geriye kalan %1 ise degisen miktarlarda diger minerallerden olusmaktadir.

Himalaya tuzu inceleyen TU Clausthal’dan mineroloji uzmani Micheal G. Siebemann sunlari soylemektedir:

Inceledigimiz bu tuz hic bir sekilde kimyasal yapi olarak dogada buldugumuz diger kaya tuzlarindan bir farklilik gostermemektedir. Bayagi mutfak tuzu ile karsilastirdigimizda ise tek farkin Himalaya tuzunun icinde kirlilik barindirmasidir.

Insan vucudunun tamami dogada sik bulunan toplam 30 kadar elementten olusur. Bunun disindaki tum elementler insan vucuduna yabancidir. Ozellikle kursun, civa, kadmiyum gibi pek cok mineral vucuda girdiginde zehirlenmelere yol acmaktadir.

Himalaya tuzunun reklamlarinda ise bu tuzun sağlığa sayısız faydası olan 84 mineral içerdiği belirtilmektedir.  Himalaya tuzunun geriye kalan %97lik kismi zaten fazla alindiginda sagliga zararli olan bildigimiz sofra tuzundan olusmaktadir.

Bu sebepten pazarlama amacli sitelerin vaadettikleri mucize etkilere karsi kuskuyla bakilmalidir. Vucudun ihtiyaci olan mineraller ve bunlarin günlük maksimum dozlari bilimadamlari tarafindan belirlenmistir. Eczanelerde mineral iceren guvenilir kosullarda uretilmis, dozajlari kontrollu pek cok destek urunu bulmak mumkundur. Sayet herhangi bir mineral eksikligi oldugunu dusunuyorsaniz basit bir kan testi ile bunu anlamak mumkundur. Bundan sonra ise istediginiz mineralleri kontrollu dozlarda ihtiyaciniz kadar alabilirsiniz.

Bizim gorusumuz Himalaya tuzu basit bir pazarlama olayidir. %97si bildigimiz sofra tuzundan olusan %3luk kismi ise miktarini ve turunu tam bilemedigimiz sagliga zararli olmasi muhtemel yabanci maddelerle “kirlenmis” bir tuzu mucize bir urunmus gibi gosterip sofra tuzunun yuzlerce kati fiyatina satmanin ise biraz da dolandiriciliga girdigini soylemek mumkun.

Kaya tuzlari konusunda genel son bir not olarak, kaya tuzlarinin insan sagligi icin gerekli olan ve hormon dengesini saglayan iyot yönünden oldukça fakir olduğunu belirtmek gerekir. Bu sebepten genelde mutfak tuzlarina uretimden sonra iyot katkisi yapilmaktadir. Deniz tuzunda ise dogal hali ile iyot bulunmaktadir. Iyotun bir onemi de radyoaktif zehirlenmelere karsi olan etkisidir. Bazi calismalar iyotun radyonekrozu sınırlama konusunda etkili bir madde oldugunu gostermektedir. 

Arkadaşkarınla paylaş:

39c yorum:

Dr. Kutlu Erol2013/11/04 saat 18:43Cevapla

Editörü kutluyorum. Himalaya tuzu aldatmaca. Kanmayın. İyot eksikliği guatrına neden olabilir. İyotlu rafine tuz ölçülü olarak kullanılmalıdır. Herkesin tuz ihtiyacı farklıdır ve bunu doktorlar belirler. Tıp doktoru olmayıp hasta tedavi eden sahtekarlara aldanmayın…

Necati2013/06/20 saat 13:47Cevapla

Bence bu yazıyı kaleme alan yazar sadece sofra tuzunun zararlı olmadığını ima etmeye çalışmış.Sofra tuzuna katılan ve insan için zararlı olan alüminyum ve diğer katkı maddelerinden bahsetmemiş.Doktorların zehir dediği içinde bütün mineralleri alınmış ve sadece sodyum klorur ve alüminyumlu bileşiklerden oluşan sofra tuzudur. Kesinlikle iyot aldatmacalarına kanıp sofra tuzu kullanmayın. Kaya tuzunda hiçbir zarar yok (kararında kullandığınız sürece) isterseniz himalaya tuzu kullanın ama sırf aıkıcı olsun diye içine alüminyumlu bileşikler katılan sofra tuzunu kullanmayın. Alüminyum beyin hasarına neden olmaktadır.

fahrettin A2013/06/13 saat 14:13Cevapla

Himayala tuzu hakkında Almanya da ve diğer ülkelerde yapılan bilimsel araştırmalarda mutlaka gerçek payı olan şeyler vardır.Ama ben tamamen gerçekleri yansıttığını düşünmüyorum.Bu işin ticari yönü olduğunu unutmamak gerekir,bu sebebden maksatlı açıklamalar yapılıyo olabilir.Tuzu tamamen insan sağlığına düşman olarak ilan eden bilim insanlarına katılmıyorum.Tuz aslında kararı kadar kullanıldığında insan sağlığı için çok önemlidir.Örnek,hipotansiyon hastaları için.Ayrıca iştah açıcı,antibaktariyeldir.Çoğu kişi buna katılmayacak,hurafe batıl inaniş olarak görecek ama Tuz la ilgili olarak şunu hatırlatmadan geçemiyeceğim.Yemekler den önce az miktar tuz almak Peygamber(hz.muhammed sas.) in sünnetidir.Taviseyisidir. saygılarımla….

MÜCAHİT ECEVİT2013/06/04 saat 19:59Cevapla

Yazının tamamını okudum.uzmanlar tuzsuz yaşayamaz diğer tarafta tuz sağlığa zararlı.bence uzmanlara pek kulak vermeyın derim.araştırın ve araştırmaya devam edin.bir çok bilim adamı doktorların,insanlar da meydana gelen hastalıkları tamamen ortadan kaldıramadıkları bir gerçek.kendi açıklamaları ise en iyi ilaç kişinin kendisidir demeleri.insanlarda kullandıkları tedavi yöntemleri sadece hastalıkların ilerlemesini önlemek sonrasında ise kişiye kendıne dikkat et diyet yap demelerinden ibaret.diyet derken,amelıyattan sonra özelliklede bazı hastalık ve hastalarda tuzu kesınlıkle hayatından cıkar demeleri.peki neden tuz.! saglıga yararlı dıyen uzman, profesör, bilim adamıları, bazı hastalık ve hastalarda neden tuzu yasaklıyor.su ve tuz ınsanlar ıçin kayıtsız şartsız alınması gereken en önemli besin maddesidir.pekı dogada bulunan saf tuz mu yararlı yoksa dogadakı tuzu begenmeyıp içinden mineralleri alınan kımyasal tuzlarmı yararlı.! peki sofra tuzlarının nasıl evımıze geldıgını bılıyormusunuz.hiç araştırdınız mı? tuz nasıl uretiliyor,nerelerde kullanılıyor.dunyada uretılen tuzların %97 si sanayıde % 3 ü ise sofralarımıza gelıyor .sofralarımıza gelen tuzlar ise sanayıde kullanılmak uzere içindeki mineralleri alınıp içerisine kimyasal madde konularak kullanılabılen arta kalan! tuzdur.

Editör2013/06/06 saat 03:56Cevapla

Tuz gereklidir. Tuz olmaz ise kan basinci dengelenemez ayrica sinirler duzgun calisamaz. Herhangi bir hastalik yoksa gunde 1 cay kasigi kadar tuz insan icin gerekli ve yeterlidir. Ancak bundan daha fazlasi kan basincinin yukselmesine ve kalbin de daha yorulmasina yol acar. Tuz alinmaz ise de kol ve bacaklarda kramplar ve hatta epilepsi nobetleri gorulur. Her iste oldugu gibi bunda da ortasi karardir. Hastalik hallerinde ornegin beyin tumorlerinde ameliyat olmus kisilerde Sodyum Dusuklugu ciddi bir problemdir. Nobetleri siklastirir. Bu gibi durumlarda hastaya tuz takviyesi yapilarak denge saglanir.

ahmet tunç2013/04/12 saat 10:06Cevapla

Himalaya Tuzunun faydalı veya zararlı olduğunu anlamanın en basit yolu şudur bence. Yapılan bilimsel araştırmalar çok ta bağlayıcı değil bana göre. Çünkü bugün faydalı olan bir şeye bilim yarın zararlı, zararlı olan bir şeye de faydalı diyebiliyor. Hatta bu araştırmayı yapan uzmana göre de değişebilmekte. Bu durumda en iyisi gözleme dayanarak bir sonuca ulaşmaktır. Himalaya tuzunu kullanan bireylerin bu tuzu kullanmadan önceki rahatsızlıkları ve durumları ve düzenli olarak kullandıktan sonraki durumlarını analiz etmeli. Bu durumda tuz kullanımını fazla abartmayıp kararında ve vücudun tepkisine kulak vererek kullanan kişilerin bu tuzu bir ilaç gibi görmektense mutfağında kullandığı rafine edilmiş tuzun yerine koyarak kullananların bu tuzdan epey fayda gördükleri göz önündedir. Sonuçta insan vücudunun tuza ihtiyacı olduğu kesin bir bilgidir. Bu durumda bana göre Himalaya Tuzu kullanmalı ve alışkanlıklarımızı ona göre düzenlemeli. Ama genel olarak aşırı tuz almamaya da dikkat etmeliyiz. Himalaya Tuzu da olsa aşırı tüketmek vücuda zarar verecektir.

Fatih Şanlı2013/02/07 saat 10:32Cevapla

Yazının tamamına katılıyorum. Çok doğru bilgilendirici ama iyotun radyoaktif zehirlenmelere karşı kullanımının açıklanması gerekli. Sanki iyot radyasyonun panzehiriymiş gibi bir hava oluşuyor. Öyle bir şey yok. Nükleer kazalarda, patlamalarda iyot tabletleri dağıtılmasının nedeni tedavi amaçlı değil, vucudu iyota doyurarak çevredeki radyoaktif iyot izotoplarının vucudda toplanmasını engellemektir. Çünkü nükleer facialarda etrafa çok yüksek miktarda tehlikeli radyoaktif iyot izotopları saçılır. Bu izotoplar insan vucuduna girdiğinde trioit bezlerinde depolanarak insan vucuduna en büyük radyoaktif zararı verirler. Alınan iyot tabletleri vucudu iyota doyurarak dışardan gelen radyoaktif iyotun vucudda tutulmasını engelliyerek radyoaktif iyotun zararını minimalize eder. Radyosyona karşı tüm olayı budur.

1 2 3 4

MENU