Orucu 1400 sene önceki gibi tutun!

172/373
Orucu 1400 sene önceki gibi tutun!

Beyin tümörü hastaları oruç tutabilir mi?

Ramazan ayı ile birlikte sıkça duyduğumuz sorulardan. Bazı tavsiyelerimizi ekleyelim. Orucun manevi faydalarının yanında doğru tutulduğu takdirde hastalarımıza sağlık açışından sayısız faydası da olabilir. Aynı şekilde yanlış tutulur ise sağlıklı insanlarda dahi problemlere yol açması mümkün.

Oruç tutmak isteyen hasta arkadaşlarımız varsa ve doktorları onay verdi ise, bunlara oruçlarını Ketojenik hale getirmelerini tavsiye ederim. Çünkü aç kaldığınız süre boyunca vücudunuz zaten kendiliğinden bu hale girecektir. Ancak iftarda karbonhidrat ve şeker içeren şeyler tükettiğiniz anda bu ketojenik hal bozulacaktır.

Ketojenik Oruç

Orucu Ketojenik yapmak isteyen arkadaşlar, iftarda ekmek, pilav, patates, makarna vs dahil hiçbir karbonhidratı tüketmemeli. Bunun yerine haşlanmış veya tereyağda yumurta (istediğiniz kadar) yağlı peynirler, tavuk, et, balık, yoğurt, zeytin, kaymak gibi yüksek yağ içeren (ama katkılı değil) tüketebilirler. Böylelikle sevabın yanında sağlık da bulurlar İnşallah.

Ketojenik beslenmede günlük karbonhidrat ve şeker alımı 50-100gr arasındadır. Yine 100-150gr arası toplam protein alınır. Geri kalan enerji ihtiyacı ise yağ ile doldurulur. Bu özel beslenme şekli vücudu enerjisini şeker yerine yağdan sağlamaya iter.

Yapılan bilimsel çalışmalar insanların bilinen 200bin yıllık tarihi boyunca bu çeşit ketojenik bir beslenme düzeninde olduklarını gösteriyor. Sadece son 100 yılda, endüstrinin gelişmesi ile beslenme şeklimiz tamamen suni bir şekilde şeker metabolizmasına dayalı bir hal aldı. Yani aslında insan vücudu için normal olan beslenme şeklide ketojenik tip bir beslenme tarzı. Asıl anormal olan bugün bizim kendimizi içinde bulduğumuz beslenme şeklidir.

Türk sofraları da Ramazan boyunca hiç olmadığı kadar zengin bir o kadar da karbonhidrat ve şeker ağırlıklı hale geldi. İftar sofralarından, pideler, baklavalar, güllaçlar, hoşaflar, şekerli içecekler artık hiç eksik değil.

Ancak bütün gün aç kalıp şekersiz yaşama durumuna geçmiş vücudunuza bu çeşit bir şeker yüklemesini yaptığınız anda vücutta, zehirlenme durumuna benzer bir reaksiyon yaşanır, kalp atışı hızlanır, görme zayıflar. ağızda kuruluk oluşur. Tüm vücut kalp ve böbrekler fazla şekeri dışarı atmak için hızla çalışır.  Bu durum sürekli olarak tekrarlandığında kalıcı böbrek hasarları, beyin, kalp ve retina hasarlarına yol açar.

Bu sebepten hasta ve sağlıklı tüm arkadaşlara  iftarda (hızlı) şekerli şeyler yiyerek vücutlarına glikoz şoku yaşatmamaları önerilir.

Kola, (gazlı) şekerli meşrubatlar hatta meyvesuyu içmemeleri ve içilecekse de diyet olanlarını tercih etmeleri önerilir. Bu diyet içeceklerin içlerindeki tatlandırıcı çok faydalı birşey değil ancak şekerli olana kıyasla çok daha az zararlı. Çünkü bu içecekler kana çok çabuk karışıp şekeri yükseltiyor.

Siz en iyisi orucu 1400 sene evvel tutuyormuş gibi tutun. O zaman insanların ulaşabildiği tek şeker hurmanın veya balın içindeki idi. Margarin yoktu. Bal ve meyveler ise mevsimi dışında çok kolay bulunabilen birşey değildi. Dolayısı ile bizim bugün kü orucumuzdan kat kat sağlıklı bir oruç tutuyorlardı.

Marketten alışveriş yaparken ‘Bu yiyecek 1400 sene evvel bulunabiliyor muydu?’ sorusunu sorun kendinize. Emin olun şu andakinden çok daha sağlıklı besleneceksiniz. Saadet devri derken manevi saadet işaret edilir, yoksa sofralar oldukça fakirdi bizim iftar sofralarımıza göre.

Ramazan ayınız mübarek, sofralarınız sağlıklı olsun.

Nihat Karaoğlu.

Arkadaşkarınla paylaş:

MENU