Anne kız alternatif tedavi kurbanı oldu

73/373
Anne kız alternatif tedavi kurbanı oldu

22 yaşındaki Avustralyalı Jess Ainscough 2008 yılında çok nadir bir kansere yakalandı. Jess Ainscough Avrupa ve Amerika’da pek tanınmasa da Avustralya’da ülkenin en ateşli ‘doğal sağlık’ savunucusu olarak ün yaptı. Teşhisten sonra kendisine önerilen tedavileri red eden Ainscough, yakalandığı kanseri tamamen alternatif tedavi yöntemleri ile tedavi etmeye çalışacağını editörü olduğu gazeteden duyurmuştu.

Aradan geçen sürede alternatif tedavi yöntemlerinin en ateşli savunucularından biri haline gelen Ainscough üç gün önce 28 Şubatta yakalandığı kanser yüzünden hayatını kaybetti. 

Uzmanlar Jess Ainscough’nun tedavi edilebileceği halde gereksiz yere sonucu belli olmayan riskli yöntemlere başvurduğunu, sonucunda gereksiz yere acılara maruz kalıp hayatını kaybettiğini düşünüyorlar.

Jess Ainscough’un ölümü tüm dünyada büyük yankı bulurken, kanserde alternatif tedavi yöntemlerini de tekrar gündeme getirdi. Araştırmalara göre kanser hastalarının %90’ı tedavilerinin herhangi bir bölümünde alternatif tedavi yöntemlerine başvurmaktalar.

Jess Ainscough’un ölümünün en çarpıcı yanı ise genç kadının annesinin de bir süre önce göğüs kanserine yakalanmış olması, sonrasında tedaviyi red ederek, alternatif tedavi uygulaması ve kendi anlatığına göre büyük acılar içinde hayatını yitirmesi.

Genç kadın kendi internet sitesinde annesinin ölümü ile ilgili şunları yazmıştı:

Bildiğiniz gibi annem birkaç yıldır meme kanseri. Ben Gerson Tedavisine başladıktan 1 yıl sonra anneme de meme kanseri teşhisi konuldu. Tedavinin bana ne kadar yardım ettiğini gördüğünden hemen o da (alternatif) tedaviye başladı. Fakat benimkinin aksine annemin yolculuğu pek çok komplikasyonlarla dolu geçti. İyi gidiyordu, önündeki engelleri aşıyordu ancak birkaç ay önce anladık ki kanser ondan daha ilerideydi. Ağrılar içindeydi, çok kilo kaybetti, bütün enerjisini kaybetti ve durumu kısa sürede kötüleşti. Pek çok seçeneği değerlendirdik ancak annem son aylarını kendi istediği gibi geçirmek istedi.

Ailem 4 yıldır kanser ile savaşıyor. Anneme Nisan ayında göğüs kanseri teşhisi konulduğunda, ne yapacağımızı çok iyi biliyorduk. Annem teşhisten sonra tüm tıbbi tedavi önerilerini reddetti. Mammogram çekilmesine, biyopsi yapılmasına hayır dedi. Ameliyat, kemoterapi ve radyoterapi içeren (tıbbi) bir tedavi yolu onu pek enterese etmiyordu. Bunların yerine benim ile aynı (alternatif) tedaviyi seçti

Uzmanlara göre Jess’in annesi kurtarilabilecekken tedaviyi red ederek, yok yere öldü. Yaşam süresi, tedavi edilmeyen bir gögüs kanseri hastasının ortalama yaşam süresi kadar oldu.

Yedi yıldır doğal sağlık ve alternatif tedaviler konusunda kitaplar ve yazılar yazıp, seminerler veren, Jess Ainscough ölümünden kısa süre önce yayınladığı yazıda şunları söylemişti:

Haziran ayında kendime bakma uykusuna girmek için sizleri bıraktığımda planım sağlığımı tekrar kazanmak ve sizlere için yeni şeyler yaratmaktı. İşin aslı şu ki tüm bu zamanımı sağlığıma harcadım. Son birkaç aydır tamamen yatalak haldeyim. Neler olduğunu sizlere anlatayım…

Bu sene bana diz çöktürdü. Sınandım, korktum, daha önce hiç yaşamadığım şekilde parçalandım. Geçen yıl annemin ölümünden sonra kalbim milyonlarca parçaya bölündü. Annem olmadan nasıl yaşayacağım hakkında fikrim yoktu, görünüşe göre vücudumun da. Kanserle olan 7 yıllık serüvenimde ilk defa, bu yıl çok kötüyüm.

Vücudumda neler olduğunu tespit etmek için bazı taramalardan geçtim, şunu söyleyebilirimki hastalık hala sol kolum ve omuzumla sınırlı. Fakat, omuzumda dışarıya fırlamış kocaman bir tümör kitlesi bana kabuslar yaşatıyor. 10 aydır koltuk altımda hiç durmayan kanama bena çok rahatsızlık verdi ve güçsüz düşürdü. Sonuç olarak herşeyi tamamen bırakıp dinlenmekten başka hiçbir seçeneğim kalmadı. Nişanlım, benim kahramanım, yemek ve sebze sularını yapmakta, çamaşırdan saçımı taramaya kadar tüm işleri üstlendi.

Ainscough’un burada bahsettiği durum, müdahele edilmeyen bir tümörün büyüyerek cildi yarması ve yara oluşturması durumu. Bu hasta için oldukça acılı bir durum olduğu kadar, hayati tehlike arz eden ciddi bir durum. Açık olan ve sürekli kanayan yara, ciddi enfeksiyonlara yol açabilir ve kan kaybı hastayı anlatıldığı gibi güçsüz bırakabilir. Hasta ameliyat olmayı red ederek 10 ay boyunca tümörün en ilerlemiş hali ile çeşitli vitaminler, sebze ve meyve suları ile tedavi etmeye çalışarak büyük acılar çekmekte.

Ainscough serüveninin başlangıcını şöyle anlatıyor:

O zamanlar Syndey’de yaşıyordum ve DOLLY isimli derginin editörü idim. Yirmili yaşlardaki biri için ideal bir hayat yaşıyordum – sabahlara kadar eğleniyor, yaptıklarımın sağlığımı nasıl etkilediğini umursamadan yaşamdan zevk alıyordum. Herşey çok iyi gidiyordu. Yada öyle sanıyordum.

24 Nisan 2008’de sol elim ve kolumun heryerinde baş gösteren şişliklere yapılan biyopsi sonucu elimdeki alçıyı açtırmak için cerrahı görmeye gittim.
Alçıyı çıkaran doktor hayatımı pek çok açıdan değiştirecek bir haber verdi. Doktorum bana kanser olduğumu, bende görülen kanserin çok nadir olduğunu bu yüzden çoğu doktorun nasıl bunu tedavi edeceğini bilmediğini söyledi.

Epiteloid Sarkoma kemoterapiye ve radyoterapiye cevap vermiyordu. Yaşam süremi uzatmanın tek yolu kolumu sol omzumdan itibaren kesmekti. Fakat temel olarak hastalığımın tedavisi yoktu.

Uzmanlara göre, Ainsclough’un düşündüğünün aksine tümöre kemoterapi veya radyoterapi etki etmese de tümörlü kolun kesilerek tümörün yayılmasının engellenmesi ve hastanın kurtarılması mümkün. Ainsclogh’un kendi yazılarına göre teşhisten 7 yıl sonra dahi tümörün yalnızca kolla sınırlı kalması, amputasyonun onun hayatını kurtarabileceğinin büyük bir göstergesi olarak değerlendiriliyor.

Ancak Ainsclough doktorun önerdiği ameliyatı red ederek çeşitli alternatif tedavileri denemeye karar veriyor.

Bana göre 2 seçenek vardı. Ya doktorların vücudumda kesecek, zehirleyecek hiçbirşey kalmayana kadar hastalığı kovalamasına izin verecektim, ya da hastalığımın sorumluluğunu kendim alıp vücudumu en iyi sağlığa getirecek ve onun kendi kendini iyileştirmesine yardım edecektim. Benim için kolay bir karardı.

Geç biten geceleri, kokteyleri ve besleyici olmayan yemekleri, havuç suyu, kahve lavmanları ve meditasyon ile değiştirdim ve tedavimi kendim ele aldım.

Araştırmalarım beni dengeli beslenme, vücuttaki toksinlerin temizlenmesi ve vücudun tekrar yeşermesi için faydalı yiyeceklerle beslenmesini mümkün kılan Gerson tedavisine götürdü.

Tedavi, günde 13 kez taze organik sebze suyu içmeyi (yani saatte 1 kez), (toksinleri atmak için) günde beş kahve lavmanı, organik bitkisel diyet ve takviyeleri öngörüyor.

İki yıl boyunca hayatımın tamamını buna harcadım, öyleki tamamen eve bağlı kaldım.
Büyük sevinçle söyleyebilirim ki işe yaradı.

Jess Ainscough’un “kanseri yenmek için ipuçları” konulu yazıları ve savunucusu alternatif tedaviler ile ilgili videoları büyük ilgi görmekteydi.

KAYNAKLAR:
http://www.smh.com.au/national/health/cancer-death-of-wellness-warrior-jess-ainscough–brings-focus-onto-alternative-treatments-20150305-13vp0z.html

http://www.theguardian.com/commentisfree/2015/mar/03/what-do-doctors-say-to-alternative-therapists-when-a-patient-dies-nothing-we-never-talk?CMP=soc_567

http://www.sciencebasedmedicine.org/the-gerson-protocol-and-the-death-of-jess-ainscough/

Arkadaşkarınla paylaş:

MENU